HERKES, HER AN BEDENSEL VEYA ZİHİNSEL ENGELLI BİRİSİNE DÖNÜŞEBİLİR!

Ona vapur iskelesine kadar eşlik ettim. Hayatımda rastladığım en hayat dolu kişilerden birisiydi diyebilirim. Bedensel engelini hayata “kahretmek” için sebep olarak görmüyordu. Tersine bu engelli hâlini, Allah’ın kendisine verdiği bir sınav olarak algılıyordu. O, bu inancını dile getirmemişti, ama ben onda bu tavrı görebiliyordum. İskeleye geldiğimizde, onunla aynı vapura binecek olan bir gençten, bu bayana yardımcı olmasını rica ettim. Sonra onlara veda edip kendi yoluma koyuldum.
Bir akşam, ofisimin olduğu binaya girerken koltuk değnekleriyle yürüyen birisi bana doğru yaklaştı ve merdivenleri inebilmesi için kendisine yardımcı olmamı rica etti. Kendi başına inemiyordu, çünkü dizleri kolayca bükülmüyordu. Daha sonra da abdest alması için yardım etmemi rica etti ve ben de yardımcı oldum. Sonra da koltuk değneklerine yaslanıp-yürüyerek kaldığı odaya gitti. Bu arada bana bolca teşekkür ve dua etti. Bir ara onu Üsküdar’da yeşillik ve temiz bir yerde, teyemmüm ederken, yani ellerini toprağa veya tozlu zemine sürerek abdest alırken gördüm. Belli ki, abdest alması için ona yardımcı olacak birisini her zaman bulamıyordu ve bu yolu seçiyordu.
Yine bir gün otobüse binmiştim. Girişte “küçük” bir adam öylece bekliyordu. “Cücelik” dediğimiz soruna sahipti. Boyu çok kısa olduğu için otobüsteki oturaklardan birisine çıkıp-oturamıyordu. “Yardım ister misiniz?” diye sordum. Mahcup bir hâlde başıyla “evet” işareti yaptı. Sonra onu omuzlarından tutup, koltuğa oturttum.
Okurlarım arasında da bedensel engelli kişiler var ve onlarla yazışıyoruz. Bu kişilerden birisi de Nazan Buğday Hanımefendidir. (Yukardaki resim ona aittir.)Kendisi 24 yaşında, hayatı boyunca yürümemiş ama kendi ifadesiyle “yürüyen ve hatta koşan bir yüreğe” sahip. Nazan Hanım, engelini asla bir bahane olarak görmemiş. Bir köyde yaşamasına rağmen ilk önce 8 yıllık eğitimi daha sonra da ailesinin sevecen bir tutumla verdiği destekle liseyi dışardan bitirmiş. Şiirler yazmış ve hâlen yazmakta, bu şiirlerin bir kısmını “Yeşeren Umutlar” ve “Gözlerinin Kitabını Okudum” adlı kitaplarda toplamış. Ayrıca yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor ve kendisi gibi engelli kişilere, hayata karşı olumlu bir tavır beslemeleri konusunda destek oluyor. Sohbetlerimiz sırasında, üzgün olduğu zamanlar da bile, umutsuz veya yılgın olduğunu görmedim.
Bedensel engelli kişilere karşı duyarlı olmamın en büyük sebebi, hayatımda yer almış olan ilk bedensel engelli kişinin büyük kız kardeşim, yani ailemden birisi olmasıdır. Küçük yaşlardayken, işitme engelli olduğu için konuşması da düzgün değildi ve bir şey istediğinde onu anlatana kadar sıkıntı çekiyor ve ağlıyordu. Merhum annem, ona karşı her zaman sabırlı davranmış, bize de aynı tavrı benimsetmiştir. Kız kardeşim, daha sonra ilkokula gitti ve ardından evde eğitim aldı ve daha sonra konuşması nispeten düzgün bir hâle geldi. Ailemizin ona karşı takındığı anlayışlı, ama kişiliğine karşı saygı dolu tavır dolayısıyla, kendisiyle barışık ve insan ilişkileri oldukça kaliteli birisi oldu. Ben de, konuşmasının düzelmesi için ona bol bol kitap okutup, onu dinlediğimi hatırlıyorum. Bir gün, ben veya annem, hangimiz tam hatırlamıyorum, onun tezhip yapabileceğini düşündük ve bir kursa başlamasını sağladık. Şu anda başarılı bir müzehhiptir.
Bedensel engelli kişilerle karşılaşmak veya iletişim hâlinde olmak, zamanla üzerime is gibi sinmiş olan ve bazen şımarıklığa varan rahatlığı biraz olsun temizler. Başarılarımızın veya günlük koşuşturmalarımızın içinde “kahraman havasına” girip, “havalı” insanlara dönüşürüz. Sanki bize bir şey olmayacakmış ve hatta olamazmış gibi davranırız. Hâlbuki kafamıza düşen bir kiremit veya dikkatsiz bir sürücü, bizi bir anda engelli birisine dönüştürebilir. Varlığının farkına varmaksızın ve değerini bilmeksizin kullandığımız, hatta bazen nerdeyse “sömürdüğümüz” bir organımız veya zihinsel bir fonksiyonumuz işlevselliğini yitirebilir.
“Bazı şeylerin kıymetini anlamak için onları kaybedene kadar beklememiz gerekmiyor” diye düşünüyorum.
Yanlış mı düşünüyorum?
---------------------------
www.savassenel.com
--------------------------
Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:
Nazan Buğday’dan Şiirler
Nazan Buğday’ın Köyü: Karakasım Köyü-Edirne
Bize panik Yapmak mı Öğretiliyor?
Gerçekten Çaresiz Olduğu İçin Değil, Çaresizlik Duygusuyla Ölmek!
-----------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
MSN: savassenel@hotmail.com
savassenel@yahoo.com
Labels: bedensel engelli, bedensel engelliler, Nazan Buğday













































